Belçika ve özellikle Flaman Bölgesi’nde işsizlik politikaları yeniden sert tartışmaların odağına yerleşti.
Geçtiğimiz sonbaharda 12 bin 700’den fazla ek işsizin “meslek açığı bulunan sektörlere yönelik eğitim programlarına” kayıt yaptırması, siyasette büyük yankı uyandırdı.
Özellikle işsizlik maaşlarının süreyle sınırlandırılması kararının ardından yaşanan bu dikkat çekici artış, bazı çevrelerde “sistemin kötüye kullanıldığı” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Bakan Zuhal Demir ise eleştirilere karşı çıkarak hükümetin uyguladığı yeni istihdam politikasını güçlü şekilde savundu. Flaman Eğitim, Adalet ve Çalışma Bakanı Zuhal Demir, yapılan reformun temel hedefinin mümkün olduğunca fazla insanı yeniden iş gücü piyasasına kazandırmak olduğunu söyledi.
Bakan Demir, özellikle uzun yıllardır işsiz kalan vatandaşların yeniden çalışma hayatına dönmesinin hükümet açısından öncelikli hedef olduğunu belirtti. Bakanın paylaştığı verilere göre, 1 Ocak ile 28 Şubat tarihleri arasında işsizlik ödeneğini kaybeden kişilerin yüzde 24’ü kısa sürede yeniden işe yerleşti. Bu grubun içerisinde 20 yıldan uzun süredir işsiz olanların yanı sıra, eğitimini tamamladıktan sonra iş bulamayan gençlerin de bulunduğu ifade edildi.
Flaman İş Bulma Kurumu VDAB’nin önümüzdeki aylarda da yoğun şekilde rehberlik ve mesleki yönlendirme çalışmalarına devam edeceği açıklandı. Özellikle “knelpuntberoepen” olarak adlandırılan, iş gücü açığının yüksek olduğu sektörlere yönelik eğitim programlarının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Hükümetin açıkladığı rakamlar dikkat çekici boyutta. Meslek odaklı eğitim programlarına katılanların yaklaşık yüzde 70’i eğitim sonrasında işe girerken, sağlık ve eğitim sektörlerine yönelik kurslarda bu oran yüzde 86’ya kadar yükseliyor. Yetkililer, bu verilerin mesleki eğitimin işsizliği azaltmada etkili olduğunu ortaya koyduğunu savunuyor.
Ancak Nieuw-Vlaamse Alliantie-NVA partisi başta olmak üzere bazı siyasi çevreler, sonbaharda yaşanan olağanüstü kayıt artışının tesadüf olmadığını düşünüyor. Muhalif görüşlere göre bazı işsizler, sıkılaştırılan işsizlik kurallarından etkilenmemek veya ödenek haklarını koruyabilmek amacıyla eğitim programlarına yönelmiş olabilir. Bu nedenle yaşanan artışın “gerçek istihdam motivasyonundan mı yoksa sistemsel zorunluluktan mı kaynaklandığı” sorgulanıyor.
Belçika’da yaşanan bu tartışma, Avrupa genelinde giderek büyüyen bir sorunu da yeniden gündeme taşıdı: Sosyal devlet anlayışı korunurken, insanların aktif şekilde çalışma hayatına katılması nasıl sağlanacak?
Özellikle teknik meslekler, sağlık sektörü, bakım hizmetleri ve eğitim alanlarında ciddi personel açığı yaşayan Belçika’da hükümet, işsiz vatandaşları bu alanlara yönlendirmeye çalışıyor. İş dünyası ise nitelikli çalışan bulmakta zorlandıklarını ve ekonominin büyümesi için iş gücü açığının acilen kapatılması gerektiğini savunuyor.
Önümüzdeki dönemde hem işsizlik yardımları hem de mesleki eğitim politikalarının Belçika siyasetinde en sıcak başlıklardan biri olmaya devam etmesi bekleniyor.